Limanlar

Limanlar

Pamphylia Körfezi’nin batı sahilinde yer alan Phaselis kenti üç doğal limana sahiptir. Phaselis’teki bu üç limandan ilki denize doğru çıkan burnun kuzeyinde bulunmaktadır. Kuzey körfezi kuzeydoğuda, denizin 300 metre içlerine kadar devem eden ve üzerlerinde duvar kalıntıları bulunan kayalıklar tarafından kapatılmıştır. Körfezin kuzey sahili oldukça diktir ve düz sahil şeridinden yoksundur. Liman alanının en derin yeri 7-8 m. kadar ulaşmaktadır ve alanda yoğun bir moloz dolgusu olduğu görülmektedir. Kuzey Liman alanında yer alan küçük ada ile ana karanın güçlü bir duvarla birbirine bağlanması hem bu alanda korunaklı büyük bir liman oluşturmuş hem de rüzgârın batıdan estiği zamanlarda liman dalgakıranının kuzeydoğusunda korunaklı bir demirleme alanı olanağı sunmuş olmalıdır. Kuzey Liman’ın batı bölümü günümüzde çakıllı bir kumsal durumundadır ve kıyı hattında kısmen dalgalarında açığa çıkardığı çok sayıda ve tipte mezar yapısı görülmektedir. Bu alan daha çok nekropolis alanı olarak kullanılmıştır.

Burnun güneyindeki güney körfezi, kuzeydoğuda düz ve kumsaldır ve de kuzey – doğu rüzgarlarına karşı tamamen korunaklı bir konumdadır. Bu körfez kuzeydeki gibi sığ ve kayalıklarla kaplı değildir. Limanın batısındaki yüksek tepeler bölgede hakim olan batı rüzgarlarını kesen bir konumdadır ve limanı oldukça korunaklı bir demirleme alanı haline getirmektedir. Güneyden esen rüzgârlara yönelik olarak ise kentin batı bölümünde ana karadan başlayarak denizin doldurulması ile doğu-batı uzantılı ve yaklaşık 200 m. uzunluğunda 50 m. genişliğinde yapay bir mendirek inşa edilmiştir. Yakın bir zamanda modern bir liman inşa etmek amacı ile antik mendireğin üzerine dolgu malzemesi yığıldığı ancak bu uygulamanın tamamlanmadan bırakıldığı bilinmektedir ve yeni olan dolgunun mendireğin boyutlarını değiştirip değiştirmediği henüz bilinmemektedir. Kıyı alanında yaklaşık 50 m. uzunluğundaki bölümü günümüzde su üzerinde görülebilirken diğer bölümünün tamamı 1-6 m. arasındaki derinlikte sualtındadır. Mendireğin inşasında sualtında kalan bölüm değişik boyutlarda moloz ile doldurulduğu, kıyıya yakın olan su üzerindeki bölümde ise bu gövdenin üzerine kesme taş konglomera bloklarla yapılar inşa edildiği anlaşılmaktadır. Bu liman İmparatorluk Dönemi’ne gelindiğinde ise kentin represantatif amaçlarına hizmet etmiş gözükmektedir. İmparator Hadrianus da kente bu limandan girmiş olmalıdır. Zira gelişi onuruna güney limanına inen ana cadde üzerine inşa edilen takın ithaf yazıtı da deniz tarafına yazılmıştır. Güney limanı Antik Dönem’de kent için yaşamsal değeri olan ticaret dolayısıyla büyük bir önem taşımıştır. Ticaret gemileri bu körfeze rahatça girebiliyor ve de geniş limanda yükleme imkanları buluyor olmalıydılar. Bundan dolayı güney limanının yakınında bir emporion aranabilir.

Üçüncü liman da kent surlarının içinde kalan merkezi limandır. Güneyde Kentin Akropolünün bulunduğu yarım ada, kuzeyde kent surunun da bulunduğu, kuzey limanla merkezi limanı ayıran küçük bir yarım ada ve batıda kentin ana caddesinin aksında yer alan küçük bir kumsalla sınırlanmaktadır. Kentin merkezi sayılabilecek konumundan dolayı Merkezi Liman olarak adlandırılan liman alanı yaklaşık 7500 m2’lik bir havzaya sahiptir. Limanın girişi doğu yöndedir ve yaklaşık 15 m. genişliğindedir. Limanın mendirekleri aynı zamanda kent surunun da uzantısıdır ve bu limanın bir kapalı liman (limen kleistos) olduğunu göstermektedir. Limanın kuzey mendireği yaklaşık 70 m. uzunluğunda ve 4 m. genişliğindedir. Kuzey mendireğinin giriş açıklığındaki ucundan 35 m. kuzeyde kule bulunduğuna işaret eden bir mimari düzenleme görülmektedir. Bu kulenin hem mendireğin dalgalara mukavemet göstermesi amacıyla güçlendirme işlevi üstlendiği hem de limanın savunma sistemi için işlevsel bir kule olduğu düşünülmektedir. Bütünlüğünü büyük oranda koruyamamış mendireğin sualtında kalan bölümünde açıklıklar görülmektedir. Söz konusu açıklıklar mendireğin inşası sırasında liman havzasındaki kirliliğin deşarjı amacıyla yapılmış bir açıklık gibi görünmesine karşın tuzlu suyun ve dalgaların etkisine maruz kalarak dağılmış konglomera blokların bıraktığı boşluk olma ihtimali de bulunmaktadır.

Merkezi Liman ve Kuzey Limanı ayıran burun

Merkezi Liman ve Kuzey Limanı ayıran burun

Merkezi Liman havadan görünüm

Merkezi Liman havadan görünüm

Yeni bir malın alınması ve var olan malın değiştirilmesi için farklı halkların ve temsilcilerinin karşılaştığı yerler olarak karşımıza çıkan limanlar, bundan dolayı kültür tarihsel bir önem taşımaktadır. Phaselis limanları öncelikle deniz ticareti ve deniz ulaşımına hizmet etmiştir. Zira Antik Dönem denizciliği günümüzdeki gibi açık denizcilik değil, bir sahil denizciliğidir. Bu dönemin gemileri uzun süre açıklarda kalabilecek donanıma sahip olmadıkları için kıyıdan gitmek zorunda kalmışlardır. Özellikle de savaş gemileri sahile bağımlıdır, zira onlar yemek ve gecelemek için yeterince geniş yere sahip olmadıkları için, her gece karaya çıkmışlardır. Gemilerin donanımı dışında Pamphylia Denizi’nin oldukça tehlikeli kazalara sebep olan fırtınaları, sahildeki korunaklı limanların önemini daha da artırmıştır.

Teke Yarımadası’nın Akdeniz’e doğru öne çıkan coğrafik konumundan dolayı, Lykia limanları en erken dönemlerden itibaren Yunanistan – Suriye – Phoinike arasındaki deniz ticaretinin vazgeçilmez uğrak ve durak noktaları olmuşlardır. Uygun konumu ve elverişli limanları yüzünden Phaselis de Ege ve Levanten arasındaki deniz ulaşımının önemli bir istasyonuydu. Atina’dan Mısır’a giden ticaret yolu; Ege Adaları – Ionia – Rhodos – Phaselis – Kıbrıs – Phoinike güzergahını takip etmekteydi. Roma’ya tahıl taşıyan Aleksandreia gemilerinin de Doğu Akdeniz’deki fırtına durumları dolayısıyla büyük oranda Aleksandreia – Kap Akamas – Pamphylia Denizi – Lykia rotaları üzerinden seyahat ettiği bilinmektedir.

Görüldüğü üzere Phaselis, Antik Dönem’in en önemli iki deniz güzergahı üzerinde konumlanan ara istasyon olarak büyük rol oynamaktaydı. Thukydides, Peloponnesos Savaşı’nın başlarında Atina’nın, Phaselis – Phoinike – Atina arasında denize açılan ticaret gemilerinin güvenliğini sağlamak için 6 gemilik küçük bir filo gönderdiğinden bahsetmektedir. Phaselis’in uzak görüş mesafesine sahip olan burnu Antik Dönem deniz seyahatleri için oldukça önemli bir unsurdur. Nitekim Livius, Phaselis’in denize doğru çıkan bir burnun üzerinde yer aldığına ve Kilikia’dan Rhodos’a giden gemilerin gördüğü ilk kent olup, denize doğru geniş bir bakışa sahip olduğuna değinmektedir. Hannibal tarafından Suriye’den sevk edilen donanmaya karşı Samos’tan yola çıkan Rhodos’lu Eudamos da, kentin bu konumundan dolayı, komutasındaki donanmayla birlikte düşmanı Phaselis’te beklemeye karar vermiştir. Attaleia kentinin kuruluşuna kadar (ca. MÖ. 150) Pamphylia Körfezi’ndeki en önemli liman olan Phaselis kenti, MÖ. I. yüzyıla gelindiğinde, korsan yuvası haline gelmiştir. Öyle ki korsanların lideri Zeniketes Olympos ve Korykos kentleri ile birlikte Phaselis’i de kendine üst edinmiştir.

Antik Dönem bahriyenağmelerine bakıldığında, Phaselis’in en erken portulandan geç dönemdekilere kadar sürekli deniz yolları üzerindeki istasyonlardan biri olarak verildiği görülmektedir. MÖ. IV. yüzyıl portulası olan Pseudo-Skylaks, Phaselis’i Lykia liman kenti olarak vermektedir. MS. III. yüzyıl Stadiasmos’unun Bizans Dönemi uyarlaması olan Stadiasmus Maris Magni sahil boyunca uzanan rota Lyrnas limanında ara istasyon yaptıktan sonra batıya doğru Phaselis’e gelmekte, oradan da Korykos ve adalar üzerinden yoluna devam etmekteydi. Geç Ortaçağ portulası Pisa’da (yak. 1200) Phaselis Postur Basilea olarak geçmektedir.