PHASELIS ANTİK KENTİ ve ÇEVRESİNİN BOTANİK BULGULARI (2016)
Bu dönem yapılan arazi çalışmaları sonunda, toplanan bitkilerin adlandırma işleminde başta Türkiye Florası olmak üzere araştırma alanı ve yakın çevresinde daha önce değişik bilim insanlarınca yapılan çalışmalardan faydalanılmıştır (Davis, 1965-1985; Davis ve ark., 1988; Güner ve ark., 2000; Peşmen 1980; Düşen ve Sümbül, 2001; Göktürk ve Sümbül 2002; Sümbül ve Göktürk, 2005).
Phaselis, Antalya ili Kemer ilçesi sınırları içinde kalmakta olup, Türkiye Florasındaki kareleme sistemine göre C3 karesinde yer almaktadır. Araştırma alanından toplanan bitkilerin teşhis edilmesiyle 48 familya’ya ait 109 cins ve 118 bitki taksonu tespit edilmiştir. Phaselis antik kenti ve çevresinde bulunan 118 taksonun, 77 tanesi tür, 26 tanesi alttür ve 15 tanesi ise varyete kategorisinde yer almaktadır. Tespit edilen 118 taksonun 40 tanesi Akdeniz Fitocoğrafik Bölgesi elementi, 5 tanesi İran-Turan Fitocoğrafik Bölgesi elementi, 5 tanesi Avrupa-Sibirya Fitocoğrafik Bölgesi elementi ve 68 tanesi ise çok bölgeli veya fitocoğrafik bölgesi bilinmeyen kategorisinde yer almaktadır. Akdeniz elementlerinin alanda çok olmasının nedeni, sahanın tümüyle Akdeniz Fitocoğrafik Bölgesi içinde yer alması ile açıklamak mümkündür.
Bu rapor döneminde teşhis edilen 118 taksonun 13 tanesi endemiktir. Bu endemik taksonlardan 6 tanesi VU (Zarar Görebilir), 4 tanesi NT (Tehdit Altına Girebilir) ve 3 tanesi LC (En az endişe verici) kategorisinde yer almaktadır (Ekim ve Ark., 2000).
Phaselis antik kenti ve çevresinde yetişen bitkilerin 5 tanesinin CITES sözleşmesinde yer aldığı görülmektedir.
KAYNAKLAR
Davis, P.H. 1965-1985. Flora of Turkey and the East Aegean Islands. Vol :1-9, Edinburgh Univ. Press, Edinburgh.
Davis, P.H. MILL R.R and TAN, K. 1988. Flora of Turkey and the East Aegean Islands. Vol:10, Edinburgh Univ. Press, Edinburgh.
Düşen, O. D., Sümbül, H. 2001. Sarısu-Saklıkent Arasının Florası. The Herb Journal of Systematic Botany, 8 (1) : 29-60.
Ekim, T., Koyuncu, M., Vural, M., Duman, H., Aytaç, Z., Adıgüzel, N. 2000. Türkiye Bitkileri Kırmızı Kitabı. Barışcan Ofset Ankara. 246 sayfa.
Göktürk, R. S., Sümbül, H. 2002. The Current Conservation Status of Some Endemic Plants of Antalya Province. The Karaca Arboretum Magazine. Vol. VI., Part 3: 91−114.
Güner, A., Özhatay, N., Ekim, T., Başer, K.H.C. 2000. Flora of Turkey and the East Aegean Islands (Supplement II). Vol. 11. Edinburgh Univ. Press, Edinburgh. 656 sayfa.
Peşmen, H. 1980. Olimpos-Beydağları Milli Parkının Florası. TBAG-335 No’lu Proje, 74 ss, Ankara.
Sümbül, H., Göktürk, R. S. 2005. Tahtalı Dağı, 198-200. Türkiye’nin 122 Önemli Bitki
Alanı, WWF Türkiye, MAS Matbaacılık A. Ş. İstanbul.
Araştırmacı
Prof. Dr. Ramazan S. Göktürk
Akdeniz Üniversitesi
Biyoloji Bölümü
PHASELİS ANTİK KENTİ SİYAH MİKROMANTARLARI 2016 YILI ÇALIŞMALARI
Tarihi yapılar uygarlıkların mirası olarak bırakılan kültür varlıklarıdır. Bu anıtların bakımı iyi yapılamadığından, günden güne yıpranarak mimari, tarihi ve estetik özelliklerini kaybetmektedirler. Tahribat oluşumunda ortama bağlı olarak yüzeysel renk değişimleri, oksidasyonlar, kimyasal kompozisyonun değişimi, mekanik etkilerin, ortam koşullarının değişiminin yanı sıra bu tarihi yapıların üzerinde yaşayan bakterilerin, mantar ve likenlerin de payı bulunmaktadır (Çorapçıoğlu 1983).
Son yıllarda mantarların, binalar ve özellikle tarihi-kültürel yapılarda meydana getirdikleri zararlar daha iyi anlaşılmaya başlanmıştır. Mermer, kireçtaşı, kumtaşı gibi taşlardan oluşan birçok yapı, bu biyolojik tehdit ile karşı karşıyadır. Bu organizmaların sadece organik maddeleri değil, çeşitli mineraller, kayalar, maden cevherleri, camlar, metaller ve alaşımlarını da etkiledikleri kesin olarak ortaya çıkmıştır. Uzun yıllar taş yapılarda oluşan bozulmaların, malzemenin içinde bulunduğu fiziksel-kimyasal değişimlerden, çevresel kirlilik, iklim ve antropojenik etkilerden dolayı oluştuğuna, binalardaki çeşitli renk değişimleri ve tortulaşmanın sadece bu nedenlere bağlı olduğuna inanılmış, fakat bu görüş bazı biyologların taşlarda meydana gelen bozulmaların mikroorganizma kökenli olduğunu ispatlaması ile değişmiştir.
Bu organizmaların taş ve kayalar üzerindeki başlıca etkileri şunlardır:
* Yapıların yüzeyinde estetiği önemli derece bozan renk değişimleri ve tortu oluşumları, (Sterflinger vd. 1999)
* Fiziksel ve mekanik etkiler (Sterflinger and Krumbein 1997),
* Ortama salınan çeşitli organik-inorganik asitler, gazlar ve bunların birlikte reaksiyonları (biyokorozyon) (Eckhard 1985).
Binalar ve tarihi yapılar, mantarların ve likenlerin hem mekanik hem de fizyolojik etkilerine maruz kalırlar. Mantarlar ve likenler salgıladıkları asitler, mekanik delme veya taşın içerisinde çoğalarak büyüme ile taşların yapılarını bozarlar, parçalanarak ufalanmalarını sağlarlar. Mantarların ve likenlerin mekanik etkileri doğal kayaçları etkiledikleri gibi binalardaki tuğla ve betonları da etkiler (Gravesen vd. 1994).
Taş yapılar üzerinde çok farklı büyüklüklerde koloniler meydana getiren likenler ve büyüklüğü 2 μm ile 2 cm arasında değişebilen krater şeklindeki çukurların oluşmasına neden olan Dematiaceae ailesine ait siyah mikro-mantarlar sebebiyle, lahitler ve diğer yapılar üzerindeki kabartma yazıların okunması, resimlerin tanınması güçleştiği gibi estetik görüntüde de bozulmalar meydana gelmektedir. Medeniyetin beşiği olan ülkemizde tarihi eserlerin korunması için öncelikle tehdit unsurlarının belirlenerek incelenmesi gerekmektedir. Tarihi eserler üzerinde tahribatlara neden olan likenler ile siyah mikrokolonial mantarların biyolojik çeşitliliğinin ve hasar potansiyellerinin araştırılması, bu konuda ileride yapılacak olan koruma çalışmalarına da temel teşkil edecektir.
Bu gerekçeyle, yüksek canlı potansiyeline ve farklı floristik yapısının yanı sıra arkeolojik öneme sahip alanlarımızdan olan Phaselis Antik Kenti araştırma alanı olarak belirlenmiştir.
Bu araştırmada, Phaselis Antik Kenti Roma İmparatorluğu Dönemi sınırları baz alınarak çalışma yürütülmüştür. Buna göre, alanın güneyinde Beycik Limanı (K 36° 28′ 03”, D 30° 30′ 24”), Çukur Yayla (K 36° 32′ 41”, D 30° 25′ 00”-1764 m.), batısında Tekeova Dağı’nın Doğu etekleri, Kepez Dağı (1904 m.), Çitdibi Köyü (K 36° 47′ 31”, D 30° 26′ 17”-779 m.), doğusunda Akdeniz bulunmaktadır. Alan kuzeyde Boğaçay’ı denize dökülen kesimlerini içine alarak Arapsuyu’na kadar uzanmaktadır. Antik kent sınırları içerisinde Tahtalı Dağı (2366 m.), Yenidağ (dağ sırası 700- 1240 m.) gibi Bey Dağları’nın önemli yüksek rakımlı bölgeleri de bulunmaktadır. Phaselis Antik Kenti, M.Ö. 43’de Roma, 5. ve 6. yüzyıllarda Bizans egemenliği altına girmiş ender güzellikteki antik kentlerimizdendir. Phaselis 1158’deki Selçuklu kuşatmasından sonra gerek depremler ve gerekse limanının işlevselliğini kaybetmesinin ardından önemini kaybedip, 13. yüzyılın başlarından itibaren tamamen terk edilmiştir. Kentten günümüze çoğunlukla Roma ve Bizans dönemi kalıntıları ulaşmıştır. Bunlar şehrin ana aksını oluşturan ve Kuzey-Güney limanlarını birleştiren ana caddenin iki yanında sıralanır. Cadde, agora ile tiyatro arasında genişleyerek küçük bir meydan oluşturur. Meydanın güneydoğu köşesinde basamaklar tiyatro ve akropolis tepesine ulaşımı sağlar. Tiyatro küçük boyutlu tipik bir Hellenistik dönem tiyatrosudur. Roma döneminde sahne binasının eklendiği, Geç Bizans’ta ise sahne binası duvarının kısmen şehri koruyan yeni surların bir parçası olduğu kalıntılarından anlaşılmaktadır. Kuzey limanı arkasındaki yamaç ise şehrin mezarlık alanıdır. Tarihçiler, şehrin baş tanrıçasının savaşın ve bilgeliğin tanrıçası Athena olduğunu yazarlar. Henüz bulunmamış Athena tapınağı ve diğer önemli yapıların bugün ormanla kaplı olan akropol tepesinde yer aldığı düşünülmektedir (Anonim 2012).
Kültürel miras yönünden son derece zengin bir ülke olan Türkiye’de, tarihi eserlerin üzerinde yaşayan mikroorganizmaların zararlı etkilerinden korunmasına yönelik ileride yapılması düşünülen çalışmalara temel oluşturacak olan bu projede öncelikle:
* tarihi eserler üzerinde önemli ölçüde tahribata yol açan siyah mikrokolonial mantarların ve likenlerin türlerinin morfolojik, biyokimyasal ve moleküler genetik yöntemlerle tespit edilmesi,
* tespit edilen türlerin tarihi eserler üzerindeki gelişiminin gözlenerek verebilecekleri hasarın belirlenmesi hedef alınmıştır.
ÖNCEKİ ÇALIŞMALAR
Siyah mikromantarlar ile ilgili literatür taraması yapıldığında Almanya, Avusturya, İtalya, Rusya ve Antarktika gibi birçok ülkede genellikle moleküler sistematik tabanlı tür teşhisine yönelik çalışmaların yapıldığı görülür. Eckhardt (1985), Sterflinger vd. (1999), Sterflinger ve Krumbein (1997) ve Gravesen vd. (1994) bu çalışmaların en kapsamlı olanlarıdır.
Ülkemizde ise siyah mikromantarlar 2003 yılında bir doktota tezi kapsamında ilk defa çalışılmaya başlanmıştır. 2007 yılında tamamlanan ‘Biodiversity of Black Microcolonial Fungi isolated from Antalya/Turkey (Side, Perge, Termessos) adlı tez Antalya ili Side, Perge ve Termessos antik kentlerinde gerçekleştirilmiş olup birçok yeni bulguya rastlanmıştır(Sert 2007a). Bunun dışında Sert vd. (2007 b, c, d); Sert & Sterflinger (2009), Sert vd. (2011), Sert vd. (2012) bu alanda yapılan önemli çalışmalardan bazılarıdır.
MATERYAL VE YÖNTEM
Çalışmamızda materyali, Roma İmparatorluğu Dönemi sınırları ile Phaselis Antik Kenti’nde yapılan arazi çalışmaları sırasında toplanan siyah mikromantar örnekleri oluşturmaktatır. Arazi çalışmaları, alanın değişik yerlerinde bulunan antik yapı ve eserleri üzerinde gerçekleştirilmiştir (Şekil 3.1).
Arazi Çalışması Yapılmış Lokaliteler
Lokalite 1: Antalya; Olimpos Milli Parkı; Phaselis Antik Kenti; İmparatora adanmış kutsal alan ve Tiyatro çevresi, K 36° 31.22′- D 30° 33.05′, 15-25 m, 13.ix.2014
Lokalite 2: Antalya; Olimpos Milli Parkı; Phaselis Antik Kenti; Kumluca-Antalya Otoyolu güneyi, otel yapımı planlanan alan, K 36° 31.32′- D 30° 31.45′, 20 – 30 m, 13.ix.2014
Lokalite 3: Antalya; Olimpos Milli Parkı; Kumluca-Antalya Otoyolu kuzeyi, Tahtalı dağı güney etekleri; Antik teraslar, K 36° 32.19′- D 30° 31.13′, 280 m, 13.ix.2014
Lokalite 4: Antalya; Olimpos Milli Parkı; Kumluca-Antalya Otoyolu kuzeyi, Tahtalı dağı güney etekleri; Servi topluluğu, K 36° 32.47′- D 30° 30.08′, 440 m, 13.ix.2014
Lokalite 5: Antalya; Olimpos Milli Parkı; Kumluca-Antalya Otoyolu kuzeyi, Tahtalı dağı güney etekleri; Teleferik başlangıç noktası K 36° 32.23′- D 30° 29.07′, 730 m, 13.ix.2014
Lokalite 6: Antalya; Olimpos Milli Parkı; Çatma Dağı; Kocaköy K 36° 50.27′- D 30° 34.07′, 214 m, 02.iii.2015
Lokalite 7: Antalya; Olimpos Milli Parkı; Sarı Çınar Dağı; Elma Yanı Yaylası, Elmasuyu mevkii (Sardessos kalıntıları civarı), K 36° 44,70′- D 30° 29.92′, 1127 m, 02.iii.2015
Lokalite 8: Antalya; Olimpos Milli Parkı; Kargıcak plajı’nın batısındaki tepenin arka yamacı, Lyrnas (Hayıtlıgöl) Antik Kenti, K 36° 44.56′- D 30° 33.30′, 234 m, 10.x.2015
Lokalite 9: Antalya; Olimpos Milli Parkı; Göynük Kanyonu’na giden yolun kuzeyindeki ilk tepe, Thebe (Rezburnu) Antik Kenti, K 36° 41.07′- D 30° 33.46′, 218 m, 10.x.2015
Lokalite 10: Antalya; Olimpos Milli Parkı; Çandır asarı, Hisarçandır’ın 3 km kuzeybatısı, Sarı’nın bahçesi, çay vadisi kenarı, K 36° 46.38′- D 30° 26.51′, 711 m, 16.i.2016
Lokalite 11: Antalya; Olimpos Milli Parkı; Armutçuk yakınları, Arap’ın tepe (Lahitli tepe), K 36° 44.52′- D 30° 26.30′, 873 m, 16.i.2016
Lokalite 12: Antalya; Olimpos Milli Parkı; Hisarçandır; Çatalçam tepe, lahit üzeri, K 36° 45.36′- D 30° 27.08′, 983 m, 16.i.2016
Lokalite 13: Antalya; Olimpos Milli Parkı; Havuzönüdamı kültü, kayalık yıkıntı alan, K 36° 43.22′- D 30° 24.56′, 900 m, 05.vi.2016
Lokalite 14: Antalya; Olimpos Milli Parkı; Güneşli (Gedelma) Köyü, Kadrema (Gedelma Kalesi), K 36° 36.50′- D 30° 26.31′, 707 m, 05.vi.2016
Siyah Mikromantarlar ile İlgili Materyal ve Yöntem
Özellikle yaz aylarında, mikroorganizma faaliyeti bakımından kontrol edilmek istenen objenin durumuna göre, değişik büyüklükte taş parçaları çekiç, bıçak veya bistüri yardımı ile yüzeyden kazınarak alınmıştır. Alınan örnekler kağıt keselere konulup preparasyon ve mikrobiyolojik işlemlere kadar kuru ortamda muhafaza edilmiştir. Mantarların mezar taşları, kabartmalar, sütunlar vb. üzerindeki kolonial görüntüleri ile mikroskobik fotoğrafları çekilmiştir. Siyah mikromantarların taşlardan izolasyonu için taş parçaları % 70`lik alkolle yıkandıktan sonra stereo mikroskop altında incelenmiş ve koloniler tek tek steril kanallı iğneyle alınarak malt extrakt agar (MeA) ve dichloran rose bengal (DRBC) besiyerlerine aktarılmıştır. Besiyerlerinde gelişimi sağlanan mantarlar petri kaplarından tekrar izole edilerek malt extrakt agar, czapek agar (CzA) ve patates dekstroz agar (PDA) besiyerlerine ekilmiştir. Morfolojik karakterizasyon için örnekler öncelikle stereo mikroskopta incelenerek koloni özellikleri belirlenecek, ardından binoküler mikroskopta preparat hazırlanarak incelenmiş ve fotoğrafları çekilmiştir. Laboratuvar ortamında kültüre alındığı zaman farklı besiyerlerinde çok farklı morfolojik görünümler sergileyen ve mikroskobik olarak da birbirine çok benzeyen dolayısıyla morfolojik tür tespiti hemen hemen imkansız olan siyah mikrokolonial mantarlarının türlerinin tespitinde moleküler genetik yöntemler kullanılması gerekmektedir. Moleküler genetik çalışmalar için(DNA izolasyonu, PCR ve dizi analizi) hizmet alımı yapılmıştır.
Dizi analizi sonuçları bir bilgisayar programı (Seqman program; Dnastar Inc., Madison, USA) yardımıyla düzenlenecek ve sonuçlar gen bankasında (National Centre for Biotechnology Information, Bethesda, Md.; BLAST-search, www.ncbi.nlm.nih.gov /BLAST/) bulunan türler ile karşılaştırılarak türler tespit edilmiştir.
Besiyerinde yetiştirilmiş olan siyah mikrokolonial mantarlar konservasyon işlemi yapılarak -80 ºC de saklanmaktadır.
BULGULAR
Araştırma Alanından Belirlenen Siyah Mikromantar Taksonları
Phaselis Antik Kenti’nde gerçekleştirilen arazi çalışmaları esnasında tarihi yapılar üzerinde siyah mikromantarların renk değişimleri, siyah lekeler, krater görünümlü yaralar, ufalanmalar ve parçalanarak dökülmeler meydana getirdiği gözlemlenmiştir (Şekil 4.1). Bu tahribatın devam etmesi tarihi eserler açısından ciddi bir tehdittir.
Phaselis Antik Kenti’nde tarihi taş yapıları üzerinde tespit edilen siyah mikromantarlar tür sayısı ve çeşitliliği açısından incelenirse, Akdeniz iklimine sahip araştırma alanlarında yapılan diğer çalışmalara yakın sonuçların elde edildiği görülür. Toplam olarak 41 siyah mikromantar türü tespit edilmiş olup bu türler Paeocylomyces, Lophiostoma, Leptosphaeria, Aureobasidium, Anguillispora, Capnobotryella, Capronia, Coniosporium, Dothidea, Exophiala, Hobsonia, Hortaea, Sarcinomyces, Scleroconidioma, Monodictys, Mycocalicium, Phaeococcomyces, Phaeosclera, Phaeotheca, Phaeoannelomyces, Phialophora, Pleospora, Rhinocladiella, Trimmatostroma cinslerine aittir. Çalışma alanında belirlenen mikromantar türleri aşağıda belirtilmiştir.
• Mycocalicium sp. (HS2976)
• Mycocalicium subtile (HS2529)
• Hobsonia santessonii (HS3451)
• Hobsonia santessonii (HS3451)
• Trimmatostroma violaceum(HS4321)
• Trimmatostroma tonsurans(HS4354)
• Capnobotryella antalyensis (AJ972860)
• Capnobotryella antalyensis (AJ972854)
• Anguillispora rubescens (HS 2980)
• Capnobotryella renispora (CBS 572.80)
• Capnobotryella renispora (CBS 215.90)
• Capnobotryella renispora (CBS 214.90)
• Exophiala phaeomuriformis (HS2891)
• Phaeococcomyces nigricans (HS4563)
• Aureobasidium pullulans (HS3876)
• Scleroconidioma sphagnicola (HS2098)
• Endoconidioma populi (HS3054)
• Dothidea hippophaeos (HS4532
• Dothidea insculpta (HS3876)
• Phaeotheca fissurella (HS5643)
• Phaeosclera dematioides (HS3218)
• Monodictys levis (HS5743)
• Monodictys antiqua (HS3246)
• Sarcinomyces crustaceus (HS4234)
• Pleospora herbarum (HS2987)
• Coniosporium perforans (HS4532)
• Coniosporium apollinis (HS2345)
• Phaeococcomyces catenatus (HS4324)
• Phialophora europea (HS2879)
• Exophiala jeanselmei (HS4365)
• Phaeococcomyces exophialae (HS2567)
• Phaeoannellomyces elegans (HS5324)
• Capronia mansonii (HS3657)
• Capronia moravica (HS2548)
• Rhinocladiella phaeophora (HS3987)
• Exophiala dermatidis (HS2876)
• Phialophora verrucosa(HS3985)
• Paeocylomyces sp. (HS2981)
• Paeocylomyces sp.(HS2982)
• Paeocylomyces lilacinus(HS2983)
• Lophiostoma sp. (HS2984)
TARTIŞMA VE SONUÇ
Araştırma Alanından Belirlenen Siyah Mikromantalara ait Tartışma ve Sonuçlar
Roma İmparatorluğu Dönemi sınırları ile Phaselis Antik Kenti’nde, toplam 14 lokalitede yer alan tarihi yapı, eser ve kentlerde gerçekleştirilen arazi çalışmaları sonucunda elde edilen örnekler incelenmiş ve laboratuvar çalışmaları ile birlikte 41 siyah mikromantar türü tespit edilmiştir. Bu türler Paeocylomyces, Lophiostoma, Leptosphaeria, Aureobasidium, Anguillispora, Capnobotryella, Capronia, Coniosporium, Dothidea, Exophiala, Hobsonia, Hortaea, Sarcinomyces, Scleroconidioma, Monodictys, Mycocalicium, Phaeococcomyces, Phaeosclera, Phaeotheca, Phaeoannelomyces, Phialophora, Pleospora, Rhinocladiella, Trimmatostroma cinslerine aittir. Paeocylomyces sp. (HS2981), Paeocylomyces sp.(HS2982) ve Lophiostoma sp. (HS2984) taksonları bilim dünyası için yeni olup, yayımlanma süreci için daha ayrıntılı moleküler genetik testlere ihtiyaç duyulmaktadır.
Phaselis Antik Kenti’nde gerçekleştirilen arazi çalışmaları esnasında tarihi yapılar üzerinde siyah mikromantarların renk değişimleri, siyah lekeler, krater görünümlü yaralar, ufalanmalar ve parçalanarak dökülmeler meydana getirdiği gözlemlenmiştir. Bu tahribatın devam etmesi tarihi eserler açısından ciddi bir tehdittir.
Bundan sonraki çalışmalarda, diğer mikroorganizmaların da belirlenmesi tarihi yapıların yüzeyindeki kompleks mikrobiyotanın anlaşılması açısından yararlı olacaktır. Bu çalışmalar sadece mikroorganizmalarla sınırlı kalmamalı, tarihi yapıların bozulmasında etkili diğer biyolojik faktörler ile bunların fiziksel ve kimyasal etkenlerle ilişkisi de incelenmelidir. Çünkü tarihi eserlerin korozyonu biyolojik, fiziksel ve kimyasal faktörlerin ortak etkisi ile gerçekleşmektedir.
KAYNAKLAR
ANONİM 2012. http://www.antalyamuzesi.gov.tr/tr/phaselis-orenyeri
ÇORAPÇIOĞLU, K. 1983. Taş Ayrışmasının Nedenleri ve Maktralı Kalkerler Üzerine Korumaya Yönelik Bir Araştırma. Doktora Tezi, MSÜ, Fen Bil. Ens. 231 ss.
ECKHARDT, F.E.W. 1985. Solublization, transport, and deposition of mineral cations by micro-organisms-efficient rock weathering agents. In: Drever, J (ed.) The chemistry of weathering, 149: 161-173, Dordrecht: D. Reidel Publ. Co.
GRAVESEN, S., FRISVAD, J.C. & SAMSON, R.A. 1994. Micro-fungi. Damaging effects on building materials. Munksgaard, Copenhagen. pp 20.
SERT H., SÜMBÜL H., STERFLINGER K. 2007a. Microcolonial Fungi From Antique Marbles In Perge/Side/Termessos (Antalya/Turkey), Antonie van Leuwenhoek International Journal of General and Molecular Microbiology, vol.91, pp.217-227.
SERT H., SÜMBÜL H., STERFLINGER K.2007b. Sarcinomyces Sideticae, A New Black Yeast From Historical Marble Monuments In Side (Antalya, Turkey), Botanical Journal of the Linnean Society, vol.154, pp.373-380.
SERT H., SÜMBÜL H., STERFLINGER K. 2007c. A New Species Of Capnobotryella From Monument Surfaces, Mycologıcal Research, vol.3, pp.1235-124.
SERT H., STERFLINGER K. 2009. A new Coniosporium species from historical marble monuments, Mycological Progress, vol.9, pp.353-359.
SERT H., SÜMBÜL H., STERFLINGER K. 2011. Two New Species Of Capnobotryella From Historical Monuments, Mycologıcal Progress, vol.10, pp.333-339.
SERT H., WUCZKOWSKI M., STERFLINGER K. 2012. Capnobotryella isiloglui, A New Rock-Inhabiting Fungus From Austria”, Turkish Journal oF Botany, vol.36, pp.401-407.
STERFLINGER, K., de HOOG, G.S., HAASE, G. 1999. Phylogeny and ecology of meristematic ascomycetes. Studies in Mycology 43: 5-22.
STERFLINGER, K., KRUMBEIN, W.E. 1997. Dematiaceous fungi as a major agent of biopitting for Mediterranean marbles and limestones. Geomicrobiology Journal 14: 219-230.
Araştırmacılar
Prof. Dr. Hacer SERT
Akdeniz Üniversitesi
Manavgat Turizm Fakültesi
MA. Fatma AKDENİZ
Akdeniz Üniversitesi
Biyoloji Bölümü
Phaselis Antik Kenti Likenleri – 2016 Yılı Çalışmaları
Bazı alg türleri ile birliktelik kuran mantar türlerinin oluşturduğu birliğe liken adı verilmektedir. Likenler, bu birliktelik sonucunda algler veya mavi-yeşil bakterilere ve mantarlara hiç benzemeyen, yepyeni morfolojik, anatomik ve fizyolojik özelliklere sahip olmuşlardır. Böylece likenleri oluşturan algler veya mavi-yeşil bakteriler ve mantarlar, kısıtlı yaşam koşullarında var olmalarına neden olan karakterlerini kaybedip, üstün özelliklerini ön plana çıkarma şansı bulmuşlardır. Bu birliktelikte, her ne kadar iki canlı grubu karşılıklı kazanç elde ediyormuş gibi gözükse de, asıl faydayı fotobiyonttan besin temin eden mantar sağlamaktadır. Bu nedenle, fotobiyont-mikobiyont birlikteliğinde baskın canlı mantar olup, likenler Fungi alemi içerisinde sınıflandırılmaktadır (Nash 2008, Cavalier-Smith 1998). Likenlerin yaklaşık 350 kadar ikincil bileşik içerdikleri (Yılmaz vd. 2004), bu bileşiklerin çoğunun insan ve bitki patojenlerine antimikrobiyal etkileri yanı sıra önemli bir liken asidi olan usnik asidin antiproliferatif, antienflamatuar ve analjezik özelliklere sahip olduğu (De Carvalho vd. 2005) tespit edilmiştir.
Yüksek canlı potansiyeline ve farklı floristik yapısının yanı sıra arkeolojik öneme sahip alanlarımızdan olan Phaselis Antik Kenti araştırma alanı olarak belirlenmiştir.
Bu araştırmada, Phaselis Antik Kenti Roma İmparatorluğu Dönemi sınırları baz alınarak çalışma yürütülmüştür. Buna göre, alanın güneyinde Beycik Limanı (K 36° 28′ 03”, D 30° 30′ 24”), Çukur Yayla (K 36° 32′ 41”, D 30° 25′ 00”-1764 m.), batısında Tekeova Dağı’nın Doğu etekleri, Kepez Dağı (1904 m.), Çitdibi Köyü (K 36° 47′ 31”, D 30° 26′ 17”-779 m.), doğusunda Akdeniz bulunmaktadır. Alan kuzeyde Boğaçay’ı denize dökülen kesimlerini içine alarak Arapsuyu’na kadar uzanmaktadır. Antik kent sınırları içerisinde Tahtalı Dağı (2366 m.), Yenidağ (dağ sırası 700- 1240 m.) gibi Bey Dağları’nın önemli yüksek rakımlı bölgeleri de bulunmaktadır. Phaselis Antik Kenti, M.Ö. 43’de Roma, 5. ve 6. yüzyıllarda Bizans egemenliği altına girmiş ender güzellikteki antik kentlerimizdendir. Phaselis 1158’deki Selçuklu kuşatmasından sonra gerek depremler ve gerekse limanının işlevselliğini kaybetmesinin ardından önemini kaybedip, 13. yüzyılın başlarından itibaren tamamen terk edilmiştir. Kentten günümüze çoğunlukla Roma ve Bizans dönemi kalıntıları ulaşmıştır. Bunlar şehrin ana aksını oluşturan ve Kuzey-Güney limanlarını birleştiren ana caddenin iki yanında sıralanır. Cadde, agora ile tiyatro arasında genişleyerek küçük bir meydan oluşturur. Meydanın güneydoğu köşesinde basamaklar tiyatro ve akropolis tepesine ulaşımı sağlar. Tiyatro küçük boyutlu tipik bir Hellenistik dönem tiyatrosudur. Roma döneminde sahne binasının eklendiği, Geç Bizans’ta ise sahne binası duvarının kısmen şehri koruyan yeni surların bir parçası olduğu kalıntılarından anlaşılmaktadır. Kuzey limanı arkasındaki yamaç ise şehrin mezarlık alanıdır. Tarihçiler, şehrin baş tanrıçasının savaşın ve bilgeliğin tanrıçası Athena olduğunu yazarlar. Henüz bulunmamış Athena tapınağı ve diğer önemli yapıların bugün ormanla kaplı olan akropol tepesinde yer aldığı düşünülmektedir (Anonim 2012).
Bu çalışmada, öncelikle korunan alanların biyolojik çeşitliliğinin belirlenmesi, “neyi koruyoruz” sorusuna yanıt bulabilmeyi sağladığı için önemlidir. Günmüzde, likenlerin tarihi yapılara ne ölçüde zarar verdiği belirlenememiştir. Bu açıdan bakıldığında liken çeşitliliğini zenginlik olarak değerlendirmek daha uygun olacaktır. Ayrıca likenlerin varlık veya yokluklarının tespiti ile bulundukları bölgede yaşanabilecek çevresel değişimleri hakkında da bilgi edinilebilmektedir. Özellikle korunan alanlarda liken çeşitliliğinin belirlenmesi, korunmayan diğer alanlardaki liken çeşitliliğindeki değişimleri saptayabilmek için de kullanılabilmektedir. Bu şekilde çevresel değişimlere hassas olarak tanınan likenlerin kayıp olup olmadığı, alanların hava kirliliği, insan müdahalesi gibi etmenlere maruz kalıp kalmadıkları tespit edilebilmektedir.
Likenlerle ilgili literatür taramaları yapıldığında, geçmiş yıllarda çoğunlukla sistematik çalışmalara yoğunluk verildiği görülmektedir. 90’lı yılların başından itibaren sistematik çalışmalara devam edilirken, ayrıca uygulamaya yönelik tıp, eczacılık, endüstriyel alanlar gibi konularda yapılan çalışmalarda, hava kirliliğinin denetiminde biyoindikatör canlı olarak kullanılan araştırmalarda likenler materyal olmuşlardır. Günümüzde Türkiye’de likenler ile ilgili çalışmalar büyük bir ivme ile artmasına rağmen, bu bölümde sistematik alanında ve özellikle Roma İmparatorluğu Dönemi sınırları ile Phaselis Antik Kenti içerisinde bulunduğu Antalya ve çevresinde yapılmış çalışmalara yer verilecektir. Akdeniz Bölgesi’ni içine alan çalışmalardan birincisini John (1996) gerçekleştirmiştir. Bu çalışmada, Türkiye’nin Akdeniz Fitocoğrafik Bölgesi’nden 128 cinse ait 459 takson belirlenmiştir. Yine, Nimis ve John (1998) tarafından Türkiye’nin Akdeniz Fitocoğrafik Bölgesi’ne katkı niteliğinde 284 taksonu içeren yayın, kaleme alınmıştır. Aynı zamanda, John tarafından tüm Türkiye likenlerini içeren tür listesi basım aşamasına getirilmiştir. Joseph Halda (2003) tarafından yapılan “A taxonomic study of the calcicolous endolitic species of the genus Verrucaria (Ascomycotina, Verrucariales) with the lid-like and radiately opening involucrellum” isimli çalışmada, alan içerisinde yer alan Tahtalı Dağı’ndan bir liken kaydı yapılmıştır. Breuss ve John (2004) tarafından yapılan bir çalışmada da alandan bir epifitik liken türü (Caloplaca floridana) kayıt edilmiştir.
MATERYAL VE YÖNTEM
Çalışmamızda materyali, Roma İmparatorluğu Dönemi sınırları ile Phaselis Antik Kenti’nde yapılan arazi çalışmaları sırasında toplanan liken örnekleri oluşturmaktatır. Arazi çalışmaları, alanın değişik yerlerinde bulunan antik yapı ve eserleri üzerinde gerçekleştirilmiştir.
Lokalite 1: Antalya; Olimpos Milli Parkı; Phaselis Antik Kenti; İmparatora adanmış kutsal alan ve Tiyatro çevresi, K 36° 31.22′- D 30° 33.05′, 15-25 m, 13.ix.2014
Lokalite 2: Antalya; Olimpos Milli Parkı; Phaselis Antik Kenti; Kumluca-Antalya Otoyolu güneyi, otel yapımı planlanan alan, K 36° 31.32′- D 30° 31.45′, 20 – 30 m, 13.ix.2014
Lokalite 3: Antalya; Olimpos Milli Parkı; Kumluca-Antalya Otoyolu kuzeyi, Tahtalı dağı güney etekleri; Antik teraslar, K 36° 32.19′- D 30° 31.13′, 280 m, 13.ix.2014
Lokalite 4: Antalya; Olimpos Milli Parkı; Kumluca-Antalya Otoyolu kuzeyi, Tahtalı dağı güney etekleri; Servi topluluğu, K 36° 32.47′- D 30° 30.08′, 440 m, 13.ix.2014
Lokalite 5: Antalya; Olimpos Milli Parkı; Kumluca-Antalya Otoyolu kuzeyi, Tahtalı dağı güney etekleri; Teleferik başlangıç noktası K 36° 32.23′- D 30° 29.07′, 730 m, 13.ix.2014
Lokalite 6: Antalya; Olimpos Milli Parkı; Çatma Dağı; Kocaköy K 36° 50.27′- D 30° 34.07′, 214 m, 02.iii.2015
Lokalite 7: Antalya; Olimpos Milli Parkı; Sarı Çınar Dağı; Elma Yanı Yaylası, Elmasuyu mevkii (Sardessos kalıntıları civarı), K 36° 44,70′- D 30° 29.92′, 1127 m, 02.iii.2015
Lokalite 8: Antalya; Olimpos Milli Parkı; Kargıcak plajı’nın batısındaki tepenin arka yamacı, Lyrnas (Hayıtlıgöl) Antik Kenti, K 36° 44.56′- D 30° 33.30′, 234 m, 10.x.2015
Lokalite 9: Antalya; Olimpos Milli Parkı; Göynük Kanyonu’na giden yolun kuzeyindeki ilk tepe, Thebe (Rezburnu) Antik Kenti, K 36° 41.07′- D 30° 33.46′, 218 m, 10.x.2015
Lokalite 10: Antalya; Olimpos Milli Parkı; Çandır asarı, Hisarçandır’ın 3 km kuzeybatısı, Sarı’nın bahçesi, çay vadisi kenarı, K 36° 46.38′- D 30° 26.51′, 711 m, 16.i.2016
Lokalite 11: Antalya; Olimpos Milli Parkı; Armutçuk yakınları, Arap’ın tepe (Lahitli tepe), K 36° 44.52′- D 30° 26.30′, 873 m, 16.i.2016
Lokalite 12: Antalya; Olimpos Milli Parkı; Hisarçandır; Çatalçam tepe, lahit üzeri, K 36° 45.36′- D 30° 27.08′, 983 m, 16.i.2016
Lokalite 13: Antalya; Olimpos Milli Parkı; Havuzönüdamı kültü, kayalık yıkıntı alan, K 36° 43.22′- D 30° 24.56′, 900 m, 05.vi.2016
Lokalite 14: Antalya; Olimpos Milli Parkı; Güneşli (Gedelma) Köyü, Kadrema (Gedelma Kalesi), K 36° 36.50′- D 30° 26.31′, 707 m, 05.vi.2016
Arazi çalışması yapılması planlanan her bir lokaliteye gidildiğinde koordinat, yön ve yükseklik tespit edilip, kayıt edilmiştir. Kayıt edilen bu lokalitelerden, laboratuvarda yapılacak olan tür tespitlerine uygun liken örnekleri belirlenmiş ve toplanmıştır. Liken örnekleri tarihi yapı üzerinde ise, bir bistüri yardımyla alınmıştır. Eğer örnek dağılan bir yapıya sahipse, yapıştırıcı sürülmüş bir kartona tutturulmuştur. Tarihi yapı üzerinden alınmaya uygun olmaya türler için, çevredeki diğer kayaçlar üzerinden aynı takson bulunmaya çalışılmıştır. Alınan liken örnekleri yumuşak bir kağıt ile sarılıp, parşömen zarflar içerisine konularak laboratuvara getirilmiştir.
Zarflar üzerine, liken örneğinin numarası, toplanma tarihi, lokalite koordinatları ve yüksekliği not edilmiştir. Buna ek olarak, bazı örneklerin fotoğrafları çekilmiştir.
Laboratuvara getirilen örnekler zarflarından çıkarılarak örneklerin nemli olması ihtimaline karşı, herhangi bir işleme tabi tutulmaksızın, 24 saat oda sıcaklığında kurumaları için bekletilmiştir. Liken örneklerinin teşhislerinde morfolojik incelemeler için Nikon SMZ 745T Trinoküler stereomikroskop, anatomik incelemeler için Nikon Eclipse E100 Trinoküler ışık mikroskobu kullanılmıştır.
Liken örnekleri “The Lichens of Great Britain and Ireland” (Smith vd 2009), “Die Flechten Baden– Württembergs” (Wirth 1995), “Likenoj de Okcidenta Europo” (Clauzade ve Roux 1985), “Lichen-forming, lichenicolous and allied fungi of Israel”(Wasser and Nevo 2005), “Keys to the lichens of Minnesota” (Wetmore, 2005) “The lichens of British Columbia” (Goward vd 1994) “Key to the lichen genera of the Pasific Northwest” (Mc Cunne 2006) ve “Key to crustose lichen genera of California” (Tucker ve Thiers 1998), “Keys to sterile, crustose saxicolous and terricolous lichens occurring in the British Isles” (Fryday and Coppins 1997) gibi temel eserler olmak üzere, pek çok revizyon, monograf ve anahtar içeren makale kullanılar teşhisleri yapılmıştır. Takson tayinleri, bahsedilen bu kaynaklar doğrultusunda örneklerin tallus rengi, yapısı, üremeden sorumlu yapıların tipi, yaşama ortamı gibi morfolojik özellikleri; tallus tabakalaşması, spor yapısı ve sayısı, kristal içeriği gibi anatomik özellikleri ve bazı çözeltilere verdikleri renk reaksiyonları incelenerek gerçekleştirilmiştir. Liken türleri teşhis edilirken aşağıda sembolleri ve içerikleri verilen çözeltiler, anahtarda belirtilen renk reaksiyonunu verip vermediğini belirlemek için liken örneklerine uygulanmıştır.
• % 10’luk potasyum hidroksit çözeltisi,
• % 3’ lük sodyum hipoklorit çözeltisi,
• 1 gr p-fenilendiamin, 10 gr sodyum sülfit, 5 ml deterjan ve 100 ml sudan hazırlanmış parafenilendiamin çözeltisi,
• 0.5 gr iyot, 1.5 gr potasyum iyodür, 100 ml distile sudan hazırlanmış iyot çözeltisi,
• % 50’ lik nitrik asit çözeltisi (Smith vd 2009).
Bu çözelti uygulamalarına ek olarak, kaya veya toprak üzerinde yaşayan likenlerin substratlarının silisli veya kalkerli olma özellikleri %10’luk hidroklorik asit çözeltisinin kalkerli substrat üzerinde köpürme, silisli kaya üzerinde köpürmeme reaksiyonu değerlendirilerek belirlenmiştir.
Tüm teşhis işlemleri tamamlandıktan sonra örnekler, 200 gr’lık kalın kağıtlardan hazırlanmış, 10×15 cm boyutlarındaki fungaryum paketlerine yerleştirilmişlerdir. Daha sonra liken örnekleri, Özge Tufan Çetin kişisel fungaryumu’na konulmuştur. Bir substrat üzerinde birden fazla liken türü tespit edilen örnekler fungaryumu kaldırılmadan önce, tür sayısı kadar etikette bulunan liken örnek numarasının yanına –a, –b,…. şeklinde ek bilgiler yazılmıştır.
Dünya genelinde yapılan çalışmalarla likenlere ait pek çok taksonomik sınıflandırma geliştirilmesine rağmen, ne yazık ki hiç biri tam olarak liken türlerinin evrimsel sıralamasını ortaya koymamaktadır. Ayrıca halen bazı liken türleri takım ve familya düzeyinde sınıflandırılamamıştır. Bu nedenle, likenlerin teşhisinde kullanılan tüm anahtarlı kaynak eserlerde olduğu gibi bu çalışmada da cinsler ve tür altı taksonlar alfabetik olarak sıralanarak sunulmuşlardır. Cins ve tür altı taksonlara ait betimlemeler verilmiş ve her taksonun alandan toplandıkları lokaliteler ayrı ayrı belirtilmiştir.
BULGULAR
Roma İmparatorluğu Dönemi sınırları ile Phaselis Antik Kenti’nde gerçekleştirilen çalışmamızda elde ettiğimiz sonuçlardan yola çıkarak aşağıdaki liken takson listesi oluşturulmuştur. Toplam 14 lokalitede yer alan tarihi yapı, eser ve kentlerde arazi çalışmaları yürütülmüş ve laboratuvar çalışmaları sonucunda sadece bu eser ve yapılar üzerinden 93 liken taksonu belirlenmiştir. Bu liken taksonlarından farklı olarak 25 liken taksonuda, alandaki ağaç ve çalılar üzerinden kayıt edilmişlerdir. Daha önce yapılan çalışmalar ile birlikte alandan tespit edilen toplam liken takson sayısı 140’a ulaşmıştır. Bu taksonlardan Aspicilia intermutans (Nyl.) Arnold, Lecanora semipallida H. Magn., Lempholemma elveloideum (Ach.) Zahlbr., Leprocaulon microscopicum (Vill.) Gams, Porpidia albocaerulescens (Wulfen) Hertel & Knoph, Physcia phaea (Tuck.) Thomson Protoblastenia calva (Dicks.) Zahlbr. ve Porpidia cinereoatra (Ach.) Hertel & Knoph Antalya ili ve ilçelerinden ilk kez kayıt edilmiştir. Aşağıda belirlenen liken taksonları, substratları, lokaliteleri ile birlikte listelenmiştir.
Aşağıda yer verilen ilk listede, projemizde tespit edilmesi hedeflenen, tarihi eser ve yapılar üzerinden kayıt edilen liken taksonları bulunmaktadır:
Acarospora cervina A.Massal. 1, 8, 9 kalkerli kaya
Acarospora macrospora (Hepp) Bagl. 8 kalkerli kaya
Aspicilia cheresina (Müll.Arg.) Hue 7, 8, 10 kalkerli kaya
Aspicilia farinosa (Flörke) Flagey 1, 9, 10, 12, 14 kalkerli kaya
Aspicilia intermutans (Nyl.) Arnold 2 silisli kaya
Bagliettoa calciseda (DC.) Gueidan & Cl.Roux 1, 7, 8, 9 kalkerli kaya
Bagliettoa marmorea (Scop.) Gueidan & Cl.Roux 4, 6, 7, 8, 9, 12, 14 kalkerli kaya
Bagliettoa parmigera (J.Steiner) Vězda & Poelt 1,3, 8, 9, 11,14 kalkerli kaya
Bagliettoa parmigerella (Zahlbr.) Vĕzda & Poelt 7 kalkerli kaya
Blastenia crenularia (With.) Arup, Søchting & Frödén 1, 2 kalkerli kaya
Blennothallia crispa (Huds.) Otálora, P.M.Jørg. & Wedin 3 kalkerli kaya
Caloplaca adriatica (Zahlbr.) Servít 1, 3, 9, 14 kalkerli kaya
Caloplaca erythrocarpa (Pers.) Zwackh 10 kalkerli kum taşı, 12 kalkerli kaya
Caloplaca inconnexa var. nesodes Poelt & Nimis 2 silisli kaya
Candelariella aurella (Hoffm.) Zahlbr. 2 silisli kaya
Candelariella coralliza (Nyl.) H.Magn. 2 silisli kaya
Candelariella vitellina (Hoffm.) Müll. Arg. 10, 12 kalkerli kaya
Catapyrenium daedaleum (Krempelh.) Stein 3 kalkerli kaya
Circinaria calcarea (L.) A. Nordin, S. Savic & Tibell 1, 3, 9, 10, 12, 14 kalkerli kaya
Circinaria contorta ssp. hoffmanniana S. Ekman & Fröberg ex R. Sant. 2, 7, 10 kalkerli kaya
Cladonia convoluta (Lam.) Anders 2 bitki döküntüsü
Cladonia pocillum (Ach.) Grognot 3, 4, 5, 9, 14 yosun
Cladonia pyxidata (L.) Hoffm. 1, 2, 3, 7, 9 bitki döküntüsü
Cladonia rangiformis Hoffm. 1, 2, 9 bitki döküntüsü
Clauzadea immersa (Hoffm.) Hafellner & Bellem. 1, 3, 7, 8 kalkerli kaya
Clauzadea monticola (Ach.) Hafellner & Bellem. 7 kalkerli kaya
Collema flaccidum (Ach.) Ach. 4 toprak
Diploschistes muscorum (Scop.) R.Sant. 1 Cladonia sp.; 2 silisli kaya; 3 kalkerli kaya
Diploschistes ocellatus (Vill.) Norman 2 silisli kaya; 10 kalkerli kaya
Diploschistes scruposus (Schreb.) Norman 2 silisli kaya
Enchylium polycarpon (Hoffmann) Otalora, PM Jorg. & Wedin 1 kalkerli kaya
Enchylium tenax (Sw.) Gray 3, 4, 5, 10, 13 topraklaşmış kaya
Gyalolechia fulgens (Sw.) Søchting, Frödén & Arup 10 topraklaşmış kaya
Gyalolechia flavovirescens (Wulfen) Søchting, Frödén & Arup 1 kalkerli kaya
Lathagrium auriforme (With.) Otálora, P.M.Jørg. & Wedin, 3 kalkerli kaya
Lathagrium cristatum (L.) Otálora, P.M.Jørg. & Wedin. 1, 2, 3, 4, 5, 6, 8, 9 kalkerli kaya
Lecanora bolcana (Pollini) Poelt 1, 2 silisli kaya
Lecanora crenulata Hook. 10 kalkerli kaya
Lecanora dispersa (Pers.) Sommerf. 10, 12 kalkerli kaya
Lecanora muralis (Schreb.) Rabenh. 2, 4 silisli kaya, 10 kalkerli kaya
Lecanora pruinosa Chaub. 7, 10, 14 kalkerli kaya
Lecanora semipallida H. Magn. 7, 11, 12 kalkerli kaya
Lecidea fuscoatra (L.) Ach 2, silisli kaya
Lecidella stigmatea (Ach.) Hertel & Leuckert 7 kalkerli kaya
Lempholemma elveloideum (Ach.) Zahlbr. 9 kalkerli kaya
Lepraria incana (L.) Ach. 3, 5, 6, 7, 14 kaya basamağı altı
Lepraria nivalis J.R.Laundon 1, 3, 6, 7, 9, 14 kalkerli kaya
Leprocaulon microscopicum (Vill.) Gams 2 silisli kaya
Leproplaca chrysodeta (Vain.) J.R. Laundon 3, 4, 5, 6, 7, 13, 14 kalkerli kaya
Leproplaca xantholyta (Nyl.) Hue 3, 4, 5, 9 kalkerli kaya
Leptogium gelatinosum (With.) J.R.Laundon 10 kaya üzeri karayosunu
Lobothallia radiosa (Hoffm.) Hafellner 2 silisli kaya, 3, 7, 9, 10, 11, 12, 13
kalkerli kaya
Parabagliettoa dufourii (DC.) Gueidan & Cl.Roux 12, 14 kalkerli kaya
Peltigera membranacea (Ach.) Nyl. 12 karayosunu
Physcia adscendens (Fr.) H. Olivier 4, 8 Cupressus sempervirens; 8, 9, 10, 11 kalkerli kaya
Physcia phaea (Tuck.) Thomson. 2 silisli kaya
Physconia muscigena (Ach.) Poelt 10 liken
Placopyrenium bucekii (Nádv. & Servít) Breuss 2, 10 silisli kaya
Placidium squamulosum (Ach.) Breuss 10 kalkerli kaya
Placynthium nigrum (Huds.) Gray 1 silisli kaya; 3, 6, 7, 8, 9, 10, 13 kalkerli kaya
Porpidia albocaerulescens (Wulfen) Hertel & Knoph 2 silisli kaya
Porpidia cinereoatra (Ach.) Hertel & Knoph 2 silisli kaya
Protoblastenia calva (Dicks.) Zahlbr. 7 kalkerli kaya
Psora vallesiaca (Schaer.) Timdal 11 kalkerli kaya
Pyrenodesmia variabilis (Pers.) A.Massal. 1, 3, 8, 10 kalkerli kaya
Rhizocarpon geographicum (L.) DC. 2 silisli kaya
Rinodina bischoffii (Hepp) A.Massal. 10 kalkerli kaya
Rinodina immersa (Körb.) Zahlbr. 8 kalkerli kaya
Romjularia lurida (Ach.) Timdal 6, 9 kalkerli kaya
Rusavskia elegans (Link) S.Y.Kondr. & Kärnefelt 10 kalkerli kaya
Sarcogyne regularis Körb. 4, 5 kalkerli kaya
Scytinium gelatinosum (With.) Otálora, P.M.Jørg. & Wedin 3 kalkerli kaya
Scytinium palmatum (Huds.) Gray 1 yosun
Solenopsora candicans (Dicks.) J.Steiner 13 kalkerli kaya
Solenopsora grisea (Bagl.) Kotlov 1, 3 kalkerli kaya
Solenopsora olivacea ssp. olbiensis (Nyl.) Clauzade & Cl.Roux 1, 4, 8, 9 kalkerli kaya
Squamarina cartilaginea (With.) P.James 1 kalkerli kaya; 2, 6, 10 silisli kaya
Squamarina concrescens (Müll.Arg.) Poelt 1, 6, 8, 10 kalkerli kaya
Squamarina lentigera (Weber) Poelt 10 topraklaşmış kaya
Synalissa ramulosa (Hoffm. ex Bernh.) Fr. 8 kalkerli kaya
Tephromela atra (Huds.) Hafellner 10, 11 kalkerli kaya
Toninia sedifolia (Scop.) Timdal 4 kalkerli kaya
Variospora aurantia (Pers.) Arup, Frödén & Søchting 1,3, 6, 8, 9, 10 kalkerli kaya
Variospora flavescens (Huds.) Arup, Søchting & Frödén 1, 6, 9, 11 kalkerli kaya
Verrucaria hochstetteri Fr. 1 kalkerli kaya
Verrucaria muralis Ach. 4, 7, 11 kalkerli kaya
Verrucaria nigrescens Pers. 1, 3, 4, 5, 7, 8, 10, 12, 14 kalkerli kaya
Verruculopsis lecideoides (A.Massal.) Gueidan & Cl.Roux 2 silisli kaya, 10 kalkerli kaya
Xanthocarpia lactea (A.Massal.) A.Massal. 3, 7, 8, 10 kalkerli kaya
Xanthocarpia ochracea (Schaer.) A.Massal. & De Not. 1, 8, 9 kalkerli kaya
Xanthoparmelia conspersa (Ach.) Hale 2 silisli kaya
Xanthoparmelia pulla (Ach.) O.Blanco, A.Crespo, Elix, D.Hawksw. & Lumbsch 2 silisli kaya
Xanthoria parietina (L.) Th.Fr. 1 Ceratonia siliqua, Quercus coccifera; 3 Laurus nobilis; 7, 12 kalkerli kaya, 4, 8 Cupressus sempervirens
Aşağıdaki ikinci listede, daha önceki çalışmalarda ve projemiz sırasında alandaki ağaç ve çalılar üzerinden belirlenen taksonlar bulunmaktadır. Daha önceki çalışmalarda alandan tespit edilmiş ve projemiz sırasında bulunmamış taksonlar yanında atıfları ile sunulmuşlardır:
Bacidia rosella (Pers.) De Not. 4 Cupressus sempervirens
Bacidia rubella (Hoffm.) A. Massal. 4 Cupressus sempervirens
Caloplaca floridana (Tuck.) S.C.Tucker (Breuss and John 2004)
Cladonia caespiticia (Pers.) Flörke 1 Pistacia terebinthus
Cladonia fimbriata (L.) Fr. 1, 3 ölü ağaç; 5 Pinus brutia
Collema nigrescens (Huds.) DC. (Nimis and John 1998)
Collema subnigrescens Degel. 4 Cupressus sempervirens
Degelia atlantica (Degel.) M.Jørg. & P.James (Nimis and John 1998)
Degelia plumbea (Lightf.) M.Jørg. & P.James (Nimis and John 1998)
Evernia prunastri (L.) Ach. 1, Quercus coccifera; 5, 7 Pinus brutia
Flavoplaca citrina (Hoffm.) Arup, Frödén & Søchting 4 Cupressus sempervirens
Fuscopannaria olivacea (M.Jørg.) M.Jørg. 4 Cupressus sempervirens
Gyalolechia flavorubescens (Huds.) Søchting, Frödén & Arup 4 Cupressus sempervirens
Lecanora argentata (Ach.) Degel. 1 Laurus nobilis
Lecanora chlarotera Nyl. 1 Quercus coccifera, 4 Cupressus sempervirens
Lecanora expallens Ach. 5 Pinus brutia
Lecanora saligna (Schrad.) Zahlbr. 7 Pinus brutia
Lecidella achristotera (Nyl.) Hertel & Leuckert (Nimis and John 1998)
Lecidella elaeochroma (Ach.) M.Choisy 1 Quercus coccifera; 2, 3 Cupressus sempervirens
Leptogium corniculatum (Hoffm.) Minks (Nimis and John 1998)
Leptogium saturninum (Dicks.) Nyl. (Nimis and John 1998)
Melanelixia glabra (Schaer.) O. Blanco, A. Crespo, Divakar, Essl., D. Hawksw. & Lumbsch (Nimis and John 1998)
Nephroma laevigatum Ach. 5 Pinus brutia
Nephroma tangeriense (Maheu & A. Gillet) Zahlbr. (Nimis and John 1998)
Ochrolechia androgyna (Hoffm.) Arnold (Nimis and John 1998)
Ochrolechia pallescens (L.) A.Massal. (Nimis and John 1998)
Parmelia sulcata Taylor 5, 7 Pinus brutia
Parmelia saxatilis (L.) Ach. 7 Juniperus excelsa
Parmelina quercina (Willd.) Hale (Nimis and John 1998)
Parmelina tiliacea (Hoffm.) Hale (Nimis and John 1998)
Peltigera polydactylon (Necker) Hoffm. (Nimis and John 1998)
Pertusaria albescens (Huds.) M.Choisy & Werner 1 karayosunu, 3 Laurus nobilis
Pertusaria hymenea (Ach.) Schaer. (Nimis and John 1998)
Pertusaria leioplaca DC. 4 Cupressus sempervirens
Pertusaria leucosora Nyl. (Nimis and John 1998)
Pertusaria pertusa (Weigel) Tuck. (Nimis and John 1998)
Phaeophyscia orbicularis (Neck.) Moberg 7 Pinus brutia
Phlyctis argena (Sprengel) Flot. 4 Cupressus sempervirens
Physcia aipolia (Humb.) Fürnrh. (Nimis and John 1998)
Physcia leptalea (Ach.) DC. 1 Ceratonia siliqua; 8 Cupressus sempervirens
Physconia distorta (With.) J.R.Laundon (Nimis and John 1998)
Physconia venusta (Ach.) Poelt (Nimis and John 1998)
Platismatia glauca (L.) W.L.Culb. & C.F.Culb. 4, 7 Pinus brutia
Pseudevernia furfuracea (L.) Zopf (Nimis and John 1998)
Ramalina farinacea (L.) Ach. 7 Pinus brutia, 8 Cupressus sempervirens
Ramalina fastigiata (Pers.) Ach. 7 Pinus brutia
Staurolemma omphalarioides (Anzi) P.M.Jørg. & Henssen (Nimis and John 1998)

Şekil 6. Thebe (Rez Burnu Tepesi) Antik Kenti’nden bazı liken türleri Sol üst: Solenopsora olivacea ssp. olbiensis, Sol alt: Variospora aurantia Sağ üst: Cladonia pocillum Sağ alt: Physcia adscendens
TARTIŞMA VE SONUÇ
Roma İmparatorluğu Dönemi sınırları ile Phaselis Antik Kenti’nde gerçekleştirilen çalışmamızda toplam 14 lokalitede yer alan tarihi yapı, eser ve kentlerde arazi çalışmaları yürütülmüş ve laboratuvar çalışmaları sonucunda sadece bu eser ve yapılar üzerinden 93 liken taksonu belirlenmiştir. Bu liken taksonlarından farklı olarak 25 liken taksonuda, alandaki ağaç ve çalılar üzerinden kayıt edilmişlerdir. Daha önce yapılan çalışmalar ile birlikte alandan tespit edilen toplam liken takson sayısı 140’a ulaşmıştır. Bu taksonlardan Aspicilia intermutans (Nyl.) Arnold, Lecanora semipallida H. Magn., Lempholemma elveloideum (Ach.) Zahlbr., Leprocaulon microscopicum (Vill.) Gams, Porpidia albocaerulescens (Wulfen) Hertel & Knoph, Physcia phaea (Tuck.) Thomson Protoblastenia calva (Dicks.) Zahlbr. ve Porpidia cinereoatra (Ach.) Hertel & Knoph Antalya ili ve ilçelerinden ilk kez kayıt edilmiştir.
Proje çalışmamız ile tarihi eser ve yapılar üzerinden kayıt edilen 93 liken taksonundan Bagliettoa parmigerella (Halda 2003), Bagliettoa parmigera, Cladonia pocillum, Lathagrium cristatum, Leproplaca xantholyta, Parabagliettoa dufourii, Physcia adscendens, Placidium squamulosum, Placynthium nigrum, Sarcogyne regularis, Solenopsora candicans, Solenopsora olivacea ssp. olbiensis, Verrucaria muralis, Verrucaria nigrescens (Nimis ve John 1998) daha önce başka araştırmacılar tarafından alandan kayıt edilmişlerdir.
Araştırma alanının özellikle düşük rakımlı bölgelerinde arazi çalışmaları yürütüldüğünden, alanda Teloschisteceae, Lecanoraceae, Verrucariaceae gibi çok sayıda tür çeşitliliğine sahip, dünya genelinde yayılış gösteren ve çoğunlukla kabuksu liken türlerinden oluşan familyalara ait türler tespit edilmiştir. Kabuksu morfolojiye sahip türler, metabolik faaliyetlerini gerçekleştirmek için ihtiyaç duydukları su miktarının pulsu, yapraksı ve dalsı likenlerden daha düşük olması nedeniyle kurak veya nemli pek çok habitatta ve değişik yüksekliklerde yaşayabilmektedirler. Ayrıca bu liken türleri, doğrudan güneş alan çıplak kayalar üzerinde ve geniş yükseklik aralığında yaşayabilen türlere sahiptir. Bütün bu özellikler bir arada değerlendirildiğinde araştırma alanında kabuksu liken cinslerinin çok sayıda tür sayısı ve geniş yayılış alanı ile bulunması kaçınılmaz bir durumdur.
Ayrıca, Phaselis Antik Kenti, likenlerin tarihi eserlere verebilecekleri hasarı gözlemlemek için uygun bir alan olup; günümüze kadar liken ve benzeri canlılara karşı herhangi bir müdahale yapılmadığı gözlenmiştir. Torbjørg ve Thorseth (2002) ’in yapmış oldukları çalışma açıkça göstermektedir ki, likenler bulundukları kayaları fiziksel ve kimyasal mekanizmalar ile parçalamaktadır. Likenlere ait mikobiyal hiflerin kayaçlara nüfuz etmesi sonucu fiziksel ayrışma; oksalik asit, sitrik asit gibi temel organik asitler ile depsid ve depsidon türevi sipesifik liken asitlerinin salgılanması yoluyla asidik çözme ve çözünür komplekslere dönüştürme sonucu kimyasal ayrışma gerçekleşmektedir (Zagoskina vd. 2013). Arkeolojik kaya yapılarında ise, ayrışmaya sebep olan ana etmenler gündüz-gece sıcaklık farkı, çatlaklar arasına sızan suların donarak hacim arttırması, nem yükselmesi, özellikle tuz ve kum içerikli olan rüzgar, canlılar veya canlıların salgıladıkları kimyasallar ve hava kirliliğidir. Bu faktörler arasında en çok aşındırma gerçekleştirenler nem ve hava kirliliğidir (Gupta 2013). Ancak Carter ve Viles (2003) epilitik bir liken türü olan Verrucaria nigrescens (Bu liken türü Phaselis Antik Kenti’nde yer alan eserlerin pek çoğunda bulunmaktadır.) üzerine yaptıkları araştırmada, türün nem tutarak kayaç üzerindeki sıcaklık stresini azalttığını ve ayrışmayı engelleyerek biyolojik koruyucu olarak görev yaptığını tespit etmişlerdir. Torbjørg ve Thorseth (2002) bu görüşü destekler nitelikte bazı endolitik liken hiflerinin kısmen ayrışmış kaya parçalarını tutarak aşınma ve erozyona karşı koruduğu düşüncesini ortaya atmışlardır. Ayrıca, Chen vd. (2000) tarafından mozaik yapı, kaya yazıları gibi ayrıntı taşımayan antik binaların üzerinde abiyotik etmenler kadar etkili olmadıkları ve hatta abiyotik ayrışma etmenlerine karşı koruyucu oldukları bildirilmiştir.
Bu bilgiler, likenlerin ayrıştırma özelliğine karşı tarihi eserlerin korunması faaliyetlerinin dikkatle yürütülmesi gerektiğini ortaya koymaktadır. Ancak, figür ve motif içeriğine sahip ince işçilik ile yapılmış eserlerde, “minimum müdahale” yöntemiyle mekanik veya biyosidal uygulamaları ile likenlerin kontrolünün yapılması uygun görülmektedir (Nascimbene 2009). Pinna (2014)’nın konuyu iyi bir şekilde ele alan araştırma sonuçları şu şekilde özetlenebilir: “Mezar taşları, heykeller ve anıtlardan likenlerin kaldırılması sıklıkla uygulansa da, biyositlerin (biyolojik preparatlardan elde edilen canlı yok edici ilaçları) kapsamlı ve tekrarlı kullanımı hem yapıya, hem de çevreye zarar vermektedir. Mekanik (Elle veya kazıma yoluyla uzaklaştırma) ve biyosidal uygulamalarının önemli dezavantajları vardır. Özellikle, kabuksu türlerin substrata sıkı şekilde yapışmaları mekanik olarak çıkarıldıklarında, yapıya ciddi hasar verilmesine sebep olmaktadır. Anıtların likenler ile birlikte estetiğe katkı sağlayacak şekilde minimum müdahale ile korunması önerilmektedir. Ayrıca müdahale edilecek liken türünün ender rastlanan türlerden olabileceği göz önünde bulundurulmalıdır.
Likenler, ortam koşullarında gerçekleşen değişimlere oldukça duyarlı canlılardır. Bu nedenle bu organizmaların canlılıklarını sürdürmeleri, yaşama ortamı olarak seçtikleri alanların özelliklerinde değişim olmamasına bağlıdır. Likenize mantarları belirlenmiş Phaselis Antik Kenti de insan baskısı altında değerlerini kaybedebilecek alanlarımızdandır. Bu tip alanların doğru koruma önemleri alınarak yönetiminin yapılması likenler gibi hassas canlıların gelecek nesillere doğal hali ile aktarılmasında büyük önem taşımaktadır.
KAYNAKLAR
ANONİM 2012. http://www.antalyamuzesi.gov.tr/tr/phaselis-orenyeri
BREUSS O. and JOHN, V. 2004. New and interesting records of lichens from Turkey.- Österr. Z. Pilzk. 13: 281-294.
CARTER, N.E.A. and VILES H.A. 2003. “Experimental investigations into the interactions between moisture, rock surface temperatures and an epilithic lichen cover in the bioprotection of limestone.” Building and environment 38(9): 1225-1234.
CAVALIER-SMITH T 1998. A revised six-kingdom system of life. Biol Rev Camb Philos Soc 73(3): 203-266.
CHEN, J. BLUME H. and BEYER L. 2000. Weathering of rocks induced by lichen colonization: A review, Catena. 39 (2): 121–146.
CLAUZADE, G. and ROUX, C. 1985. Likenoj De Okcidenta Eûropo Ilustrita Determinlibro, Bulletin de la Société Botanique du Centre-Ouest Nouvelle série- Numéro Spécial, Royan, France, 893 pp.
DE CARVALHO, E.A.B., ANDRADE, P.P., SILVA, N.H., PEREIRA, E.C. and FIGUEIREDO, R.C.B.Q. 2005. Effect of Usnic Acid from the Lichen Cladonia substellata on Trypanosoma cruzi in vitro: an ultrastructural study, Micron 36:155-161.
FRYDAY, A. and COPPINS, B. 1997. Keys to sterile, crustose saxicolous and terricolous lichens occurring in the British Isles. Lichenologist, 29 (4): 301-332.
GOWARD, T., MCCUNE, B. and MEIDINGER, D. 1994. The lichens of British Columbia, illustrated keys. Part 1: Foliose and Squamulose species, Special Report Series 8, Research Program, British Columbia Ministry of Forests, Victoria, BC., 181 pp.
GUPTA, S.P. 2013.Climate Change and its impact on monumental and historıcal Buildings with reference to monuments of Chhattısgarh. European Chemical Bulletin, 2(8), 576-579.
HALDA, J. 2003. A taxonomic study of the calcicolous endolitic species of the genus Verrucaria (Ascomycotina, Verrucariales) with the lid-like and radiately opening involucrellum. Acta mus. Richnov., Sect. natur. 10 (1): 1-148.
JOHN, V. 1996. Preliminary catalogue of lichenised
MCCUNNE, B. 2006. Key to the lichen genera of the Pasifik Northwest. Department of Botany and Plant Pathology, Oregon State University, Corvallis, Oregon, 82 pp.
NASCIMBENE, J., SALVADORI, O. And NIMIS, P. L. 2009. Monitoring lichen recolonization on a restored calcareous statue, Science of the Total Environment 407: 2420 – 2426.
NASH, T. 2008. Lichen Biology. Cambridge University Press, Second Edition, 486 pp.
NIMIS, P. L. and JOHN, V. 1998. A contribution to the lichen flora of mediterranean Turkey. Cryptogamie, Bryol. Lichénol., 19: 35-58.
PINNA, D. 2014. Biofilms and lichens on stone monuments: do they damage or protect?. Frontiers in microbiology, 5: 133.
SMITH, C.W., APTROOT, A., COPPINS, B.J., FLETCHER, A., GILBERT, O.L., JAMES, P.W. and WOLSELEY, P.A. 2009. The Lichens of Great Britain and Ireland. British Lichen Society, London.1046 pp.
TORBJØRG B. and THORSETH I.H. 2002. Comparative studies of the lichen–rock interface of four lichens in Vingen, western Norway. Chemical Geology 192: 81-98.
TUCKER, S. and THIERS, H. 1998. Key to crustose lichen genera of California. Bulletin of the California Lichen Society, 5 (1): 1-18.
WASSER, S.P. and NEVO, E. 2005. Lichen-forming, lichenicolous and allied fungi of Israel. A.R.G. Ganter Verlag K.-G., Ruggell, 384 pp.
WETMORE, C. M. 2005. Keys to the lichens of Minnesota. Department of Plant Biology, University of Minnesota, St. Paul, Minnesota, 92 pp.
WIRTH, V. 1995. Die Flechten Baden–Württembergs. Teil: 1-2, Eugen GmbH & Co. Stuttgart, 1006 pp.
YILMAZ, M., ÖZDEMİR TÜRK, A., TAY, T. and KIVANÇ, M. 2004. The Antimicrobial Activity of Extracts of Lichen Cladonia foliacea and Its (–)-Usnic Acid, Atranorin and Fumarprotocetraric Acid Constituents, Zeitschrift für Naturforschung, 59c: 249-254.
ZAGOSKINA, N.V., NIKOLAEVA, T.N., LAPSHIN, P.V., ZAVARZIN, A.A. and ZAVARZINA, A.G. 2013. Water-soluble phenolic compounds in lichens. Microbiology, 82(4), 445-452.
Araştırmacı
Yrd. Doç. Dr. Özge TUFAN ÇETİN
Akdeniz Üniversitesi
Çevre Teknolojileri Bölümü













